14°Samsun20° / 12° • Açık
DOLAR46,46%0,03EURO53,10%-0,39STERLİN61,58%0,11ALTIN6.255%0,80GÜMÜŞ97,30%0,51BIST14.730%-0,03DOLAR46,46%0,03
SON DAKİKA

PIRIL PIRIL...

Bir çeşit dejavu yaşıyoruz…

Hüseyin Eroğlu’ndan boşalan teknik direktörlük koltuğuna Markus Gisdol getirilmişti. Thorsten Fink’in ardından ise Nenad Bjelica göreve getirildi.

İki ayrı dönem, aynı manzara… Her ikisinde de ligin henüz başındaydık. Her ikisinde de ligin dibine demir atmıştık. Her ikisinde de işler yolunda gitmiyordu. Üst üste alınan altı mağlubiyet, içinde bulunduğumuz tablonun en somut göstergesi.

Şimdi beklenti, Nenad Bjelica’nın bu kötü gidişata dur demesi ve Samsunspor’da yeni bir sayfa açması. Beklentimiz, elindeki kadroyu en iyi şekilde kullanarak takıma yeniden kimlik kazandırması ve kötü sonuçların önüne geçmesi.

Gerçi mevcut kadro kalitesine bakınca insana teknik direktörden çok sihirli değnek gerektiğini düşündüren bir durumla karşı karşı gibiyiz.

Sahi, Samsunspor’un Süper Lig’e yakışan ve bu ligin ağırlığını kaldırabilecek kaç oyuncusu var?

Bjelica, biri zorunlu olmak üzere iki değişiklik yaparak Kasımpaşa karşısına Fink’in ilk on biriyle çıkmayı tercih etti. Yeni hocanın takımı tanıması, oyuncuların özelliklerini görmesi ve kendi oyun anlayışını yerleştirmesi için zamana ihtiyacı var. Muhtemelen ilerleyen haftalarda kendi on birini oluşturacaktır.

Ancak ortada bir gerçek var: Zaman gerekiyor, evet. Peki, Samsunspor’un kaybedecek daha ne kadar zamanı kaldı?

Gelelim maça…

Karşılaşmaya iyi başlayan, oyunu rakip sahaya yıkan ve pozisyonlar bulan taraf Kasımpaşa’ydı. Biz ise rakip kaleye gitmek için 21. dakikayı bekledik. İlk yarım saat dolmadan kalemizde iki gol gördük.

İlk yarının özeti basitti: Kasımpaşa oynuyor, Samsunspor karşılıyordu. Bir takım ne yaptığını biliyor, diğeri ise rakibinin hamlelerine cevap vermeye çalışıyordu. Üstelik çoğu zaman onu bile beceremiyordu.

İlk yarının son dakikasında Coulibaly’nin diziyle bulduğu gol, ikinci yarı için içimize az da olsa umut serpti. Belki bir şeyler değişir, belki bu maçtan bir çıkış yolu buluruz diye düşündük.

Ama umut dediğin, Samsunspor’un bu sezonki futbolu gibi kısa sürdü.

İkinci yarıda da değişen bir şey olmadı. Kasımpaşa iki gol daha buldu ve bizim için perdeyi kapattı. Sahadaki görüntü, bir takımın kazanma arzusuyla diğerinin çaresizliği arasındaki farkı gözler önüne serdi.

Okan Kocuk’un gününde olması, farkın daha da açılmasını önledi. Aksi hâlde tarihi bir hezimetle karşı karşıya kalmamız işten bile değildi.

Yüksel Yıldırım’ın deyimiyle o “pırıl pırıl” çocuklar, kalelerinde gol görmekten bir türlü bıkmıyor!

Savunma alarm veriyor, takım dağılıyor, sonuçlar birbirini kovalıyor. Buna rağmen sahada ne direnç var ne de kötü gidişatı değiştirecek bir irade belirtisi…

Velhasıl dostlar, anlaşılan o ki yalnızca oyuncular değil, Samsunspor’un takım ruhu da pazarlanmış!

Hani şu alıp satma işini pek iyi bildiğimiz söyleniyor ya…

Madem mesele oyuncu alıp satmaksa, Mendes ve Logi Tomasson da üç beş kuruş ederdi. Onları atlamış olacaklar.

İnsan sormadan edemiyor:

Yoksa mesele yalnızca oyuncuları alıp satmak mıydı?

Çünkü görünen o ki Samsunspor’da pazarlanan sadece futbolcular değil; takımın direnci, mücadele gücü ve taraftarın umutları da bu alışverişin arasında kaybolup gitmiş.

Yorumlar (0)

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bu içerik için henüz onaylanmış yorum yok.